Sürücüsüz araçların güvenli hale gelmesi nasıl sağlanıyor?

Sürücüsüz araç

Kaynak, Getty Images

30 Temmuz 2022, 16:17 +03

Güncelleme bir saat önce

Önümüzde hala bazı engeller olsa da uzmanlar sürücüsüz araçların 10 yıl içinde, hiç beklenmedik şekilde hayatlarımızı değiştirebileceğini düşünüyor.

Sürücüsüz araç teknolojisi uzun zamandır konuşulan bir şey. Gündelik rutinlerimizi hızlandırabilecek, uzun yolculukları kolaylaştırabilecek, tehlikeli çalışma ortamlarından insanları tamamen çıkartabilecek ve endüstrilerimizi daha verimli hale getirebilecek bu teknolojinin geleceğin kentsel düzenleme projelerinde büyük bir rol oynayacağı düşünülüyor.

Geleceğin kentlerinde araçlarla olan ilişkimizin değişmesi, özel araç kullanımının azalıp istek üzerine çalışan sürücüsüz araçların yaygınlaşması öngörülüyor. Böylece karbon salımlarının da azalacağı ve daha sürdürülebilir bir şekilde yaşayacağımız tahmin ediliyor.

Sürücüsüz araçların aynı zamanda seyahat etmeyi daha güvenilir bir hale getirebileceği düşünülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl trafik kazalarında 1,3 milyondan fazla kişinin hayatını kaybettiğini söylüyor.

İngiltere’de Ulaşım Araştırmaları Laboratuvarı’nda (TRL) Otomatik Ulaşım Bölümü Yöneticisi Camilla Fowler, “Daha güvenli yollar ve trafikte daha az sayıda ölüm istiyoruz. Otomasyonun bunu sağlaması mümkün” diyor.

Ancak sürücüsüz araçların yaygın bir şekilde kullanılması için henüz değişmesi gereken çok şey var.

TRL’de Güvenlik ve İncelemeler Bölümü’nde çalışan bilim insanı David Hynd, “Sürücüsüz araçlar, A noktasından B noktasına çok sakin bir şekilde gidebilmemizi sağlamalı. Ancak o sırada trafikteki diğer sürücüler aynı şekilde davranmayabilir. Sürücüsüz araçlar henüz insanların sürüş hızlarıyla ve kurallara aykırı davranmasıyla nasıl baş edeceğini bilmiyor” diyor.

Güvenlik sorununun yanı sıra kamuoyundaki algı, sigorta şirketlerinin rolü ve şehirlerin altyapısı gibi konular da sürücüsüz araçların daha yaygın bir şekilde kullanılmasını şimdilik engelliyor. Peki önümüzdeki 10 yıl içinde bu teknolojide ne tür değişiklikler bekleniyor?

Öncelik güvenlik sorunu

Sürücüsüz araçların gündelik hayatın bir parçası haline gelmesi için ilk olarak güvenlik sorunun çözülmesi gerekiyor.

Sürücüsüz araçların karmaşık ve hiç beklenmedik olayların yaşanabileceği yollarda güvenli bir şekilde seyahat edebilmesini sağlamak, uzmanların önümüzdeki yıllarda çözmeye çalışacağı ilk şey.

Michigan Üniversitesi’ndeki Mcity Tesisi’nde çalışan uzmanlar otomatik araçların sürüş kapasitesini denemek için dünyanın ilk test alanını kurdu.

65 bin metrekarelik bu alan aslında ufak bir kasaba gibi. İçinde trafik sinyalleri ve işaretleri, alt geçitler, bina yüzleri ve bitkiler bulunuyor. Araçların sürüşünü test etmek içinse toprak ve asfalt yol ile kaldırım çeşitleri ve tren yayları yer alıyor. Tesiste bir şehrin sokaklarında normal bir günde yaşanabilecek çeşitli zorlu senaryolar deneniyor. Örneğin bir grup çocuğun sokakta oynaması veya iki aracın bir kavşakta karşı karşıya gelmesi gibi.

Michigan Üniversitesi’nde Elektrik ve Bilgisayar Mühendisi Necmiye Özay, “Sürücüsüz araçları en doğru şekilde test etmek için karşılarına yüzlerce değişken koymak gerekiyor” diyor ve sözlerine devam ediyor:

“Bu değişkenleri tespit etmek için yalnızca mühendislerle değil, psikologlar ve insan-makine ilişkisi üzerine çalışan uzmanlarla da çalışıyoruz ve onları bir araya getiriyoruz.”

Mcity Deneme Tesisi’nde Özay ve ekibi çeşitli trafik senaryolarını test ederken otomatik araçların güvenli bir şekilde ve herhangi bir kişisel veri çalınmadan birbiriyle nasıl iletişim kurduğunu da araştırıyor.

Özay’ın çalışmasına benzer başka araştırmalar da yapılıyor.

ABD’nin Arizona eyaletinde yürütülen bir araştırma kapsamında sürücüsüz taksiler şehrin ufak bir bölümünde çalışır durumda ve araştırmaya katılanlar tarafından bir mobil uygulama aracılığıyla talep edilebiliyor. Önümüzdeki iki yıl içinde bu taksilerin sayısının ve çalışma alanının genişletilmesi planlanıyor.

ABD merkezli, sürücüsüz araç teknolojisini geliştirmek için kurulan Waymo adlı bir diğer şirketin 2023 yılına kadar sürücüsüz taksileri San Fransisco ve New York’un bazı bölümlerinde kullanıma sokacağı öngörülüyor.

Çin teknoloji devi Alibaba tarafından kurulan AutoX şirketi ise 2020 yılında Şanghay’da sürücüsüz taksi servisi RoboTaxi’yi başlattı. Şirketin 2023’e kadar Çin’in diğer şehirlerinde ve California’da da faaliyet göstermesi bekleniyor.

Sürücüsüz araç teknolojileri şimdilik maden tesisleri, büyük depolar ve limanlar gibi daha kontrollü alanlarda kullanılıyor.

Ancak uzmanlar, önümüzdeki iki yıl içinde bu araçların teslimat sektörüne de yayılması ve böylece şehir hayatına karışmasını bekliyor.

Çin'de sürücüsüz otobüs denemesi

Kaynak, Getty Images

Sigorta şirketlerinin rolü

ABD merkezli teknoloji devi Apple, önümüzdeki 4 yıl içinde tam kapsamlı sürücüsüz elektrik araçlarını kullanıma hazır hale getirmeyi hedefliyor.

Ancak çoğu uzman yakın geleceğe daha temkinli bir şekilde yaklaşıyor, önümüzdeki beş yıl içinde sürücüsüz araç kullanımının perde arkasında devam edeceğını söylüyor.

Güvenlik konusundan sonra araçların denetimi ve sigorta şirketlerinin bu alandaki rolünün belirlenmesi önemli.

Bundan beş yıl sonra sürücüsüz araçları nükleer santraller ve askeri alanlar gibi tehlikeli çalışma ortamlarında çok daha yaygın bir şekilde görmeyi bekleyebiliriz.

Örneğin Avustralya’da Rio Tinto şirketine bağlı bir madende dünyanın en büyük otomatik araç grubu şimdiden çalışır durumda. Buradaki kamyonlar kilometrelerce ötedeki Perth kentinden kontrol ediliyor.

Diğer taraftan uzmanlar sürücüsüz kamyonların otoyollarda kullanılması için araştırmalarına devam ediyor. Bazıları ise teslimat yapmak için kaldırımlarda ve bisiklet yollarında kullanılan, daha ufak araçların yaygınlaşabileceğine inanıyor.

İngiliz sürücüsüz araç teknolojisi şirketi Oxbotica, Almanya merkezli araç sistemleri firması ZF ile çalışarak Avrupa’da önümüzdeki birkaç yıl içinde sürücüsüz servis araçlarını kullanıma sokmak istiyor.

Oxbotica Başkan Yardımcısı Richard Jinks, “Günümüzde havalimanlarında raylı sistem üzerinde çalışan servis araçlarının bundan beş yıl sonra o raylara ihtiyacı olmayacak. Sürücüsüz araçlar sizi otoparktan havalimanına ve oradan da doğrudan uçağınızın kapısına götürebilecek” diyor.

ABD'de sürücüsüz servis aracı

Kaynak, Getty Images

Kentsel düzenlemeler değişmeli

Uzmanlar önümüzdeki yedi yıl içinde sürücüsüz araç teknolojisinin yapılan denemeler, araçların güvenliği ve halkın bu konudaki algısına bağlı olduğu konusunda hemfikir.

Birçoğu, önümüzdeki yıllarda kentsel düzenlemelerin değişmesini ve insanlar için daha modern ve verimli yaşam koşullarının ortaya çıkmasını bekliyor.

TRL uzmanı Hynd, “Çok yoğun kentsel alanlarda yaşayanların telefonlarında araç istemesi ve bu aracın iki dakikada kapısına gelmesi mümkün. Yol kenarlarında park edilen araçlara ihtiyaç kalmaz ve böylece yollar sürücüsüz araçlar için daha uygun bir hale gelir” diyor.

Ancak sürücüsüz araçların yayalar için oluşurabileceği tehlikeler konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor.

Michigan Üniversitesi’nden Özay, “Benim ümidim, araçlara A’dan B’ye güvenli bir şekilde seyahat edip edemeyeceğinin sorulabilmesi ve aracın ‘evet’ veya ‘hayır’ diyerek cevap verebilmesi. Araçlar bu kararı hava ve trafik durumunu inceleyerek verecektir” diyor.

Sürücüsüz araç

Kaynak, Getty Images

Teknolojik dönüşüm

Önümüzdeki yıllarda yapılacak tüm araştırmalara ve inovasyonlara rağmen birçok uzman sürücüsüz araçların gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmesinin 10 yıldan çok daha uzun süreceğini düşünüyor.

Özay, “2030’lu yıllarda çocuklarımızı rahatlıkla sürücüsüz bir araca bindirip bir yere gönderebileceğimizi düşünmüyorum” diyor.

Hynd da güvenlik konusunun sandığımız kadar hızlı bir şekilde çözülemeyeceğini söylüyor, halkın bu teknoloji konusundaki algısının değişmesi için daha çok vakte ihtiyacımız olabileceğine inanıyor.

Diğer taraftan bu teknolojinin henüz çok pahalı olacağı ve bireysel kullanım için tercih edilemeyeceği belirtiliyor.

Bazı uzmanlar bu teknolojik dönüşüme toplu taşıma araçlarında daha hızlı bir şekilde tanıklık edeceğimizi söylüyor.

Elektrikli araçlar için şarj noktalarının dünyanın birçok yerinde yol kenarlarında ve benzin istasyonlarında kurulması gibi, birçok uzman sürücüsüz araçların da yavaş yavaş gündelik hayatımızın bir parçası olacağını söylüyor.

Yoruma kapalı.